ON AIR

ON AIR

07-Kas-2018

Elektro bas türüne merak saran gençlerin ilk karşılacağı müzisyenlerden biri Victor Wooten defalarca geldiği İstanbul’u bir kere daha ziyaret etti.

Ekipte bu sefer Wooten’ın gitarcı Mike Stern’le çalmaya başladığında tanıştığı Denis Chambers ve Bob Franceschini vardı. Bir akşam İzmir’de iki akşam üst üste Zorlu Studio sahnesinde çaldılar. Son albümleri caz, funk, fusion gibi türlerin üzerinden geçerek bir birine karıştıran TRYPNOTYX isimli hızlı bir tren gibiydi. Power trio beklentisiyle salonu dolduran kalabalık Wooten’ın basının ilk titreşimleriyle çılgına döndü. Davulcu Chambers groove’u, hissiyatı, enerjisi, müzisyenliği ve müzikal dürüstlüğüyle dikkat çeken bir müzisyen. Sadece hızlı değil aynı zamanda sahneyi pür dikkat takip eden, yaşına ve geçirdiği rahatsızlıklara rağmen seyirci tatminini son derece önemseyen bir davulcu. 

Wooten’ın genç müzisyenler üzerine etkisi çok yüksek. Sık sık müzik kampları düzenleyerek tecrübelerini gençlerle paylaşıyor. Hatta müzik öğrencilerinin kendisine kitap yazmaları için yaptıkları baskıya dayanamayıp “The Music Lesson: A Spiritual Search for Growth Through Music” isimli bir de roman yazıyor. Bir eğitim kitabı yerine bir roman yazmak konuların içerisine daha derinlemesine girmesini sağlayacak ve hafif bir çalışma yöntemi olmalı ki böyle bir kitap yazmayı tercih ediyor. 

TRYPNOTYX albümüne dijital platformlardan ulaşmanız mümkün. Eğer albümü dinleme ve ardından konseri izleme fırsatı bulabildiyseniz albümle canlı performansı arasında ciddi farklılar dikkatinizi çekecektir. Albüm, dijital eklemelerle, hip hop müziğini çağrıştıran partisyonlarıyla müzikalitesi yüksek bir çalışma. Konserdeyse Victor Wooten’ı defalarca dinlemiş bir müziksever olarak rahatlıkla söyleyebileceğim müzikal açıdan bir düşüş enstrüman hakimiyeti ve teknik gösteriş açısından hissedilir bir yükseliş vardı. Sadece bir sihirbaz gibi basın elli tonunu izlettiriyor bize. İzlerken “Adam bunu nasıl bu kadar ustaca çalıyor” diyorsunuz ama düşününce “ Biz müzisyen değiliz ki bu teknik şov bizi neden hayrete düşüyor.”  Konser bittiğinde ıslıkla mırıldanacağımız, yanımıza kâr kalan bir melodi var mı? Saksafoncu Bob Franceschini her hangi bir saksafoncu gibi sanki. Ama yine de katmanlar bir araya geldiğinde seyirciyi etkileyecek bir şov meydana geliyor.

Biliyoruz Wooten tarafından yine gözlerimiz boyanacak, müzik ruhumuz yükseltilecek, pırıl pırıl bas, davul, saksafon tonlarıyla yerden yükseleceğiz. Marcus Miller konserlerinden bahsederken hep kullandığım bir cümle var, bence ekürisi Wooten‘ın konserlerine de cuk oturuyor. Yazımı bu cümleyle tamamlamak istiyorum “Her Victor Wooten konseri %100 eğlence garantilidir, amacınız yükselmek ve etkilenmekse balıklama atlayabilirsiniz” 

 

Burak SÜLÜNBAZ