ON AIR

ON AIR

01-Haz-2017

Bu hafta sayfamızda yer ayırdığımız isim, 30 Mayıs 1993 yılında kaybettiğimiz, caz dünyasının avant-garde ismi Sun Ra. Gerçek adı, Herman Poole Blount olan sanatçı, 1914 yılında Birmingham, Alabama’da doğdu ve küçük yaşlardan itibaren müziğin içinde bir hayat sürdü. Verdiği röportajlar aracılığıyla piyanosunun en yakın arkadaşı olduğunu görüyoruz.

Caz dünyası içinde, gerek yarattığı sanat formları, gerek sözleri gerekse öncülük ettiği sosyal ve kolektif bilinç ile Sun Ra, klasik caz sanatçılarından oldukça farklı bir yerdeydi.

Sun Ra’nın müziği,  besteleri, plak kapakları için kendi elleriyle hazırladığı tasarımları ve sahne şovları zaman-mekan algısını kıran, farklı bir evren ve düşünce sistemi inşa eden bir yapıdaydı. Bundan dolayı Sun Ra için ne tamamen bir caz sanatçısı ne tam olarak bir felsefe adamı diyebiliriz. Ra, farklı kültür ve düşünce kaynaklarından beslenen, bunları sanat yaşamında harmanlayan bir sanat insanıydı ve cazı bildiğimiz klasik kalıplarından ve yapısından kurtararak caza yeni bir anlayış geliştirdi.

Sun Ra, 1055 yılında, görevli olarak Satürn’den geldiğini belirtiyordu. Uzay, dünya ve  gezegenlere ayrı bir ilgisi vardı ve küçük yaşlarda başlayan bu merakı, onun müzik yaşamını, sahnesini ve algısını etkiledi. Giyim kuşamından, sözlerine hatta sahne şovlarına kadar bu etki gözle görülüyordu.

Sun Ra, synthesizer kullanarak farklı sesleri bir araya getiriyor ve bugün klasik anlamda bildğimiz cazın tınılarını değiştiriyordu. Bu nedenle onun yarattığı bu caz, “free jazz” olarak adlandırılıyor. Yarattığı bestelerle, müziğin yalnızca seslerle de ayakta durabileceği anlayışını öne çıkarıyor, müzik yapabilmek adına yalnızca melodi ve armoniye ihtiyaç olmadığını göstermek istiyordu.

Sun Ra, sadece müzik ve sanatla değil, sosyal ve politik meselelerle de ilgilendi. 1971 yılında UC Berkeley’de Afro-Amerika Çalışmaları kürsüsünde dersler verdi ve ayrıca savaş karşıtı sözleriyle 68 döneminin düşüncelerine etki ettti. Özellikle 68 kuşağı ile özdeşleşen “Beat Generation” üzerinde etkisi oldu diyebiliriz. Berkeley’de verdiği derslerde, kelimelerin öneminden ve şiirin gücünden bahsediyordu.

II. Dünya Savaşı’na çağrıldı ama savaşmayı reddettiği için 3 ay hapse mahkum edildi. Hapisten çıktıktan sonra Chicago’ya gitti ve müziğe döndü. 50’lerde “Space Trio “adında kendine küçük bir orkestra kurdu. (55’te grup, Arkestra adını alacak ve büyüyecektir.) Bu süreçte farklı öğretileri öğrenebileceği, deneyimleyebileceği farklı kültürlerin felsefe gruplarına katıldı. Bu öğretilerin de etkisiyle ismini “Le SONY R” olarak değiştirme kararı aldı ve “R” harfinin özel gücü bulunduğuna inandığı için isminin sonuna R harfini ilave etti. (“Sony”, heliocentric/güneş merkezli anlamına geliyordu, “Ra” ise Mısır güneş tanrısıydı.) Sony Ra olan ismi daha sonra Sun Ra olarak değişti ve müzik dünyası onu bu şekilde tanıdı.

1953’te kuracağı “big band” öncesinde farklı küçük müzik gruplarında çalıştı, buralarda müzik denemeleri yaptı. Blues sanatçısı Wyonie Harris ile 1946 yılında, Fletcher Henderson ile 1946-47 yılları arasında beraber çalıştı. 1948 yılında ise swing sanatçıları Coleman Hawkins ve Stuff Smith ile ortak hareket etti. 1953 yılında kurduğu “Space Trio” orkestrası, 55’ten itibaren bir “big band”e dönüştü. Bu dönemde Sun Ra, müzikleri kadar grup üyeleri ile yarattığı sahne şovlarıyla da konuşuluyordu. Grup, Mısır mitolojisi ile 60’ların bilim kurgu tarzını (kozmik felsefe) birleştirip ilginç tasarımlı giysiler ve aksesuarlarla sahneye çıkıyordu.

Sun Ra, bu grupla, Super Sonic Jazz, Jazz in Silhuette, Jazz by Sun Ra Vol I albümlerini çıkardı. 1961’de ise Sun Ra New York yolunu tuttu. 1966 yılında “Arkestra” New York caz dünyasında yer almaya başladı. Sadece bir müzisyen olarak değil, bir düşünce adamı olarak da müritleri arttı. O dönemde caz dünyasının pek beğenmediği ce olduğu gii kabul edemediği Sun Ra, Dizzy Gillespie ve Thelonious Monk’un dikkatini çekti. Ayrıca, New York’ta tuttuğu bir stüdyoda, etrafına topladığı müritleriyle komün bir hayat yaşamaya başladı ve bu yaşam tarzı o dönem gitgide popüler olmaya başladı.

1970’te Avrupa’da turneye çıktı ve ünü Avrupa’ya da yayıldı. 1971 yılında ise kariyeri boyunca en çok gitmek istediği yere, Mısır’a gitti ve hayalini kurduğu yerde, piramitlerin önünde müziğini sergiledi.

Sun Ra’nın plak kayıtları, kendi kurduğu plak şirketinde gerçekleşiyordu ve bu nedenle çok yayılmıyordu. (Bugün biz Sun Ra’nın albümlerini, onun ölümünden sonra albümlerini satın alan prodüktörler sayesinde biliyoruz.) Bununla birlikte, plaklarının kapağını grup üyelerinin kendi çizimleri ve üyelerin yazdığı şiirler süslüyordu. Sun Ra, çoğu kişi için “anlamsız” görülen olaylarda ve durumlarda kendi tarzında bir anlam yarattı. Bu nedenle caz dünyası tarafından pek anlaşılmadı ve kabul görmedi. O dönem pek anlaşılmayan bu tarz, yıllar sonra ilgiyle karşılandı ve Sun Ra incelenmeye, Sun Ra’nın müziğini nasıl icra ettiği analiz edilmeye başlandı.

 

Sun Ra anısına kendisinin ve Arkestra’nın parçalarından oluşan bir liste derledik. Keyifli dinlemeler!