ON AIR

ON AIR

09-Mar-2017

Flow Radyo olarak bu hafta, jazz tarihine damga vurmuş, tekniği, tarzı ve oktav kullanımıyla kendinden sonrakileri etkilemiş bir isim olan Wes Montgomery’ye odaklanıyoruz.

John Leslie “Wes” Montogomery, 1923 yılında Jazz kültürünün merkezi Indianapolis’te doğdu. Döneminin ünlü jazz sanatçısı Charlie Christian’ın büyük bir hayranı olan Wes’in, müziğe Christian’ın etkisiyle başladığı söylenebilir.

Kariyerinin ilk yıllarında müzisyen olan abileri Monk ve Buddy ile beraber gitar çalmaya başlayan Montgomery, gitar öğrenirken ve pratik yaparken pena yerine parmaklarını kullanıyordu. Bu şekilde hem kendisinin pratik yapması daha kolay oluyor, hem de komşularını rahatsız etmemiş oluyordu. Bunu zamanla alışkanlık haline getiren Wes, kariyeri boyunca bu tekniği ile anıldı ve bu onun imzası oldu.

1965’e kadar pek çok farklı plak şirketi ile çalışması bulunan Wes’in soul ve jazz’a getirdiği yeni yorumlar onu zamanla öne çıkardı. 1950’lerde Indianapolis’te jazz kulüplerde başlayan macerası, San Diego California’dan, New York’a kadar uzandı. Indianapolis yılları onun için önemli bir dönemdi ve adını bu dönemde duyurmaya başladı. Ayrıca ailesinin 8 çocuğundan biri olan Wes, bu dönemde ailesine katkıda bulunmak için sabahları fabrikada çalışıyor, akşamları ise müziğini icra ediyordu.

Wes Montgomery sadece parmağını pena olarak kullanmasıyla değil; solo çalışmaları, oktav kullanımı ve hız yerine daha çok melodiyi ön plana çıkaran tarzıyla fark yaratıyordu.

Gençliğinde ve yetişkinliğinde oldukça zor bir hayat yaşayan ve pek çok farklı yerde farklı şirketle çalışan Wes, 1965’ten sonra A&M Records’ın da etkisiyle jazz’dan pop’a bir geçiş yaptı. Beatles’ın “I Say a Little Prayer”, “Elenor Rigby”, “Windy” gibi eserlerini yeniden yorumladı. Müzik eleştirmenlerine göre bunları yeniden yorumlamak, satmak için değil, onları hayata tutundurmak, yaşatmak içindi. Pek çok eleştirmen tarafından jazz ve soul’dan pop’a geçisi olumsuz eleştirilse de Wes’in kült haline gelmiş bu şarkıları “yaşattığı” ve onlara farklı melodilerle eşleştirdiği oldukça belirgin.

Onun tekniğini, tarzını ve sanatını takip edenler arasında George Benson, Jimi Hendrix, Stevie Wonder, Stewe Howe gibi isimler var.

Tüm eleştirilere, zor hayatına rağmen bir “efsane” olarak adını andığımız Montgomery’nin layık olduğu adaylıklar ve ödüllerden bir kaçı ise şunlar:

Montgomery’nin kariyeri boyunca Grammy dahil pek çok müzik ödüle adaylığı var. 1965’te çıkan “Bumpin” albümü bu ödüle adayken, “Goin’ Out of My Head” en iyi enstrümantal jazz performansı dalında Grammy’ye layık görüldü. 1966’da yeniden yorum getirdiği “Eleanor Rigby” ve “Down Here on the Ground” ile Grammy’ye yeniden aday gösterildi. Montgomery’nin ikinci albümü The Incredible Jazz Guitar of Wes Montogomery, 1960’ta Down Beat Dergisi’nin ünlü “Yeni Yıldız” (New Star) ödülünü aldı. Bununla birlikte Wes, 1960-63, 66 ve 67’de ise arka arkaya aynı derginin eleştirmenleri tarafından en iyi jazz gitaristi sıfatına da layık oldu.

Biz de, eğer yaşasaydı 6 Mart’ta 94 yaşına basacak olan Wes Mmontgomery’nin bizim favorilerimiz olan parçalarından bir liste hazırladık. Keyifli dinlemeler!