ON AIR

ON AIR

21-Nis-2017

“Hip hop” Türkçe’de ifade ettiği anlamından çok farklı bir anlama sahip. Gerek medya gerekse bu alanda çok fazla bilgi ve araştırmanın olmamasından dolayı Türkçe’de hip hop muhalif bir kültür alanı olmaktan çok ana akım (popüler) kültürün içinde bir müzik ve giyim kuşam biçimi olarak algılanmaktadır. Bu alanı daha iyi tanımak, hip hop’un politik ve sosyolojik boyutlarını ifade edebilmek için bir kaç haftalık bir Hip  Hop yazı dizisine başlıyoruz. Yazı dizisinin ilk bölümünde hip hop’un tarihsel gelişimi ve hip hop’un sivil hak mücadelesi ile olan bağına değineceğiz.

Sivil hak mücadelesi ile olan organik bağı, hip hop’u ister istemez politik bir boyuta çekmiştir. Bugün ABD başta olmak üzere Avrupa’nın farklı coğrafyalarında yoksulluk, sınıf mücadelesi, polis ve savaş karşıtı duruşu ile hala bir komünite olarak mücadelesini sürdürüyor. Hip hop denilince akla gelen ilk müzik biçimi rap ise müziksel olduğu kadar, hip hop kültürünün edebi bir biçimi olarak da görülebilir. Ritmik Amerikan şiiri biçiminde (Rythmic American Poem) kısaltılan ve derdini ritim ve melodilerle şiirsel bir biçimde ifade eden rap pek çok edebi form ve dil biliminden beslenir. Metaforlar, Afro-Amerikan toplumunun konuşma ve ifade biçimlerini, aksan ve tavırlarını barındıran rap önemli bir dil yapısını da oluşturur.

Hip hop, 1970’lerin ortasından başlayarak siyahi gençliğin özellikle ABD’de yaşadıkları ekonomik, sosyal ve politik sorunlarla sanatsal, ekonomik ve edebi mücadelesini anlatır. Bir bakıma bu sürecin tarihsel bir anlatımıdır. Tarihçi Robin D. Kelley’in ifade ettiği biçimde hip hop belli bir sosyal ve politik bilince ve farkındalığı da gönderme yapar. Hatta müzik ve edebi biçimlerden yararlandığı kadar sosyolojik ve siyasaldır da.

 

Afrika Bambaataa

Hip hop kültürünün öncüleri, Kool Herc, Afrika Bambaataa, Grandmaster Flash, Furious Five gibi isimler savaş sonrasında 50’li ve 60’lı yıllarda oluşmaya başlayan, yoksulluk, uyuşturucu, polis şiddeti ve sınıf ayrımcılığı gibi politik mücadeleleri hip hop’un gündemine taşıdı. Bu alanın ilk öncüleri, hip hop aracılığıyla topluma yalnızca sosyal bir eleştiri getirmekle kalmayıp yeni oluşacak siyahi genç kuşağın sesi oldular ve sivil hakların kazanım mücadelesi için bir alan genişlettiler.

 

Hip hop’ın ilk dönemlerinde, sosyal ve politik bilinçle hareket eden ilk jenerasyon, “Civil Right Movement” (Sivil Hak Hareketi, CRM) ve “Black Freedom Struggle (Siyahi Özgürlük Mücadelesi, BFS) gibi oluşumlarla hareket etti. Şarkılarda, sözlerde ve söylemlerde bu mücadelenin izleri görülüyordu: Örneğin; rapper ve aktivist Michael Franti 2001’deki albümü “Stay Human”da reggae tarzı şarkıları ile kapitalizm, emperyalizm, ırkçılık karşıtı tavır sergiliyordu. Bununla birlikte “Oh my God” adlı şarkısında Franti, ABD demokrasisinin ikiyüzlülüğüne, siyahi kesimin yoksulluk sorununa ve maruz kaldığı ayrımcılığa değiniyordu. “Oh My God” ve Stay Human albümündeki diğer şarkılar, W. E. B. Du Bois, Ida B. Wells-Bamett, Malcolm X, Martin Luther King, Jr., Angela Davis, ve Black Panthers gibi siyahi liderlerin ve müzisyenlerin mesajlarıyla aynı doğrultudaydı ve bu isimlerin ideolojik olarak bir uzantısı biçimindeydi.

Bir protesto gösterisinde tutuklanıp hapse giren 16 yaşındaki öğrenci Dumisani Mbatha’nın hapishanede ölümü üzerine, cenazesi sonrası yapılan yürüyüşten, öğrencilerin taşıdığı pankart. Johannesburg, Güney Afrika (8 Ekim 1976)

Hip hop, hem kültürel hem de politik olarak daha iyi bir sorgulama için zamanla ve geliştikçe BFS (Black Freedom Struggle) ve CRM (Civil Right Movements) hareketinden 4 fikir üzerine temellendi: Farkındalık, ekonomik dayanışma, özgür eğitim, Pan-Afrikanizm. Bunlar, hip hop’un gelecekte izleyeceği yol doğrultusunda 4 önemli fikirdi. Bugün, bu kavramlar üzerinden kendini yenileyen, zamana ayak uyduran ve ekonomik olarak dayanışmayı ön plana alarak ilerleyen bir hip hop komünitesinden bahsedebiliriz. Hip hop organik bağ kurduğu sivil hak hareketini yeniledi, yeni gençlikle bağdaştırdı, görünür oldu ve  entelektürel bir dil ile geliştirdi. Günümüzde kültür endüstrisinin bir parçası olsa da arka planda bu mücadelesini sürdürmektedir.

 

 

Hip hop kültüründe hayalgücünün ve görselleştirmenin önemli bir yeri vardır. Geçmişteki fikirleri, mesajları bugüne ulaştırmada, görsel veya işitsel bir etki yaratabilmek, insanları bu alana çekmek için yaratıcılık ve “hayal edebilme” hip hop kültürünün en önemli adımıdır. ABD’de hip hop’un görsel olarak giyimde kuşamda hip hop sanatçılarının imajlarında bunun etkisi vardır ve bu imaj popüler kültür ve yaratıcılık arasında ince bir çizgidedir.

 

Public Enemy

Ünlü hip hop grubu, Public Enemy sivil hak mücadelesi ve sosyal ve politik bilinç oluşturma anlamında hayalgücünü en çok kullanan grup olarak hip hop tarihinde önemli bir yere sahiptir. Public Enemy parçalarında, siyahi kesimin güncel sorunlarını siyahi mücadele tarihi içinde anlatıyordu. Public Enemy’nin amacı sistem karşıtı mesajlarını görsel olarak da ifade edebilmekti. (Fear of Black Planet adlı kliplerinin bir sahnesinde ellerinde Harriet Tubman, Frederick Douglass, Paul Robeson, Marcus Garvey, Adam Clayton Powell, Jr., A. Philip Randolph, Martin Luther King, Jr., Malcolm X gibi isimlerin afişlerini taşıyan adamları görürüz.) Grubun üyelerinden Chuck D, siyahi özgürlük mücadelesi ve geçmişi hakkında şunları söyler:

Ailem 60’larda gençti ve dönemin koşullarının da etkisiyle politik ve bilinçliydiler. Radikal fikirleri vardı. Afro-Amerikan bir kimliğimiz var ve çocukken “Huey Newton”a özgürlük” şarkıları söylerdim. Ergenlik çağım, siyahi özgürlük mücadelesinin tam ortasına denk geldi. Bu mücadeleden ayrı düşemezdim.

 1999 yılında bir araya gelen Atlantalı rap ve hip-hop grubu Outkast, hip hop ve sivil hak mücadelesini bir araya getiren işlere imza attı. Aqueimini albümlerindeki “Rosa Parks” adlı şarkı, 60’lı yılların insan hakları savunucusu Rosa Parks’ın adını taşıyor ve hikayesine odaklanıyordu. Rosa Parks sivil hak mücadelesinin sembolüydü ve bu şarkı bir bakıma ona ve mücadelesine saygı niteliğindeydi.

Rapper ve aktivist Common, 2000 yılında çıkardığı albümü “Like Wather On Chocalate”da yer alan “A Song for Assata” adlı şarkısı Siyah Panter (Black Panther) üyesi Assata Shakur’un hikayesini anlatıyordu. Common, bu şarkısı aracılığıyla Assata’ya ve aktivizmine  “şükranlarını” sunuyordu. Common’un anlatımında duyarlılık ön plandaydı. Assata’nın siyahi özgürlük mücadelesine bağını sözlerinde vurguluyordu.” A Song for Assata” şarkısında hip hop’u siyah özgürlük hareketi içindeki geçmişine ait spirituel köklerine de bağlıyordu.

In the Spirit of God,
In the Spirit of the Ancestors,
In the Spirit of the Black Panthers,
In the Spirit of Assata Shakur,
We make this movement towards freedom,
For all those who have been oppressed, and all those in the struggle”

Common’un babası Lonnie Lynn, bilinen adıyla “Pops,” bu albümde “Rap… All My Children” adlı şarkısında Afro-Amerikalıların yaşadığı sorunları ve esaretten özgürlüğe olan (Güneyden Kuzey ve Kanada coğrafyasına) çıkışlarını “yeraltı (demir)yolu” metaforu ile anlatıyordu. Bu metafor, hip hop’un insan hakları mücadelesi ile olan ortak yolunu ve binlerce insanların Güney’deki esaretten Kuzey’e doğru özgürlüğe ulaşmasını simgeliyordu.

 

MeShell Ndegeocello

Sivil hak mücadelesi sadece rap sanatçıları ile sınırlı değildi elbette; hip hop kültürünün önemli ismi,  1990’ların ünlü R&B şarkıcısı MeShell Ndegeocello rap’i sosyal ve politik bilincinin içine yerleştirmişti. Sivil Hak Hareketi’nin sembollerini ve öğretilerini kendi jenerasyonuyla bağlıyordu. Şarkı sözlerinde dul ve yalnız yaşayan siyahi kadınların devlete bağımlı kalmalarına mecbur bırakan kapitalizm dinamiklerini eleştiriyordu.

 

 

Tariq Luqmaan Trotter a.k.a. Black Thought

Bundan ayrı olarak Philadelphialı grup The Roots, CRM hareketini hip hop’la bir araya getiren ünlü gruplardandı. The Tipping Point albümlerinin kapağında, Malcolm X’in genç hali yer alıyordu ve en önemli şarkılarından “Why” Vietnam savaşını sorguluyordu. “What’s Goin On” ise Irak Savaşı ve eleştirisini barındırıyordu. Bir önceki hip hop jenerasyonundan Malcolm X, Du Bois, Martin Luther King, Vietnam Savaşı’na gönderilen Afro-Amerikalı askerlerin hesabını sorarken, The Roots’un üyelerinden Black Thought da aynı şekilde Irak Savaşı’na gönderilen Afro-Amerikalı askerlerin hesabını soruyordu.

John Lewis’in Atlanta’nın “yeraltı” rapper’larından  oğlu John Lewis Jr, babasından öğrendiklerinden etkilendiği görülür ve gelecekte icra edeceği kendi müziklerinde bu etkileşimin izleri vardır. Hip hop ve sivil haklar arasında organik bir bağ bulunduğunu söyleyen Lewis Jr, eski jenerasyon hip hop sanatçılarının müziklerini dinlediğini söylerdi. O, bunları kendi jenerasyonun tınıları ve sivil haklar öğretileri ile harmanlıyordu.

Bu öğretilerin ve mücadelenin yanı sıra hip hop’un ve sivil hak mücadelesinin, aynı ideolojileri paylaşsa da birbiriyle alakasız olduğunu savunan eleştirmenler ve akademisyenler de vardı. Bazı eleştirmenler, Hip hop jenerasyonunun sivil haklar mücadelesini devam ettiremediğini ve bu mücadelenin arka planda kaldığını söylüyorlardı. Örneğin Martin Kilson hip hop’un, entelektüel kültürün içini boşaltığını savunuyordu. Hatta hip hop’un, dünyanın diğer materyalist ve hedonist zevkleri barındıran alanlardan biri olduğu ve bundan başka bir şey olmadığını söylüyordu. Yoksulluk seviyesinde yaşayan siyahi kesimin de bu hedonist ve materyalist kültürün içinde kaybolmuş, kendi benliklerini kaybettiklerini belirten açıklamaları vardı. Buna benzer olarak sinema eleştirmeni Todd Boyd, sivil haklar ve hip hop jenerasyonu arasındaki uyuşmazlık, sivil hakları siyahi gençlik için alakasız  kıldığı görüşündeydi. Ayrıca Todd, Hip hop’un dini ve sivil hakların kutsal doğasını önce yok saydığını sonra ise “kutsalı” pazarlama aracı olarak kullandığını savunuyordu.

 

Bir giriş niteliğindeki bu yazımızda hip hop’un ne olduğu ve sivil haklar mücadelesi ile siyahi özgürlük hareketi arasındaki baği inceledik. İkinci bölümünde ise bu alanı geniş olarak ele alıp hip hop’un temellendiği 4 fikir üzerinde duracağız. Devamı haftaya diyelim..