ON AIR

ON AIR

16-May-2017

Hip  Hop 101 yazı dizisine bu hafta Afro-Amerikalıların kendi geleceklerini tayin etme ve eğitim ile birlikte üzerinde durduğu diğer bir konu olan ekonomik bağımsızlık ile devam ediyoruz.  Bu üçlü mücadele birbiriyle ilişkili olarak beraber ilerledi ve birbirini sürekli olarak destekledi.

Ekonomik dayanışma ve girişimciliğin desteklenmesi 1860’larda başlar, 1970’lere kadar uzanır ve bugünü de kapsar. Bugün bu anlamda hip hop dünyasına bakınca bir bakıma bu mücadelenin başarıya ulaştığını söyleyebiliriz. En azından bu konuda bir farkındalık yaratılmış durumda.

Ekonomik bağımsızlık ve girişimciliğe dair ilk adım, siyahi bir entelektüel, ve aynı zamanda bir papaz olan Alaxander Crummel tarafından atıldı. Crummel, dini vaazlarında sosyal meselelerin yanında ekonomik konulara da değiniyordu. Daha sonra ise 1870’lerin sonundan 1890’lara kadar Robert Ternell, Charles Purvis, Anna Julia Cooper ve Kelly Miller gibi isimler bu konuda öne çıkan isimler oldu.

Bu isimlerin yanı sıra bu mücadelenin içinde hem kapitalist sistem dinamiklerini eleştiren hem de kapitalist sistemden yararlanarak bir çıkış arayan isimler de vardı. Afro-Amerikalılar ekonomik güvencenin sosyal ve politik gelişim getireceğini düşünüyorlardı. Bu isimler arasında  W.E.B Du Bois ve Booker T. Washington’ı sayabiliriz.

Washington, endüstriyel gelişme ve tarımsal faaliyetler aracılığıyla ekonomik bağımsızlık adına bir yol bulunabileceğini dile getiriyordu ve bu şekilde ortaya çıkacak bir “iş adamları sınıfının” Afro-Amerikalılar’ın  geleceği için önemli olacağı görüşündeydi. Bu sınıf, endüstriler içine girebilir, iş kurabilir ve böylece siyahi yoksul kesim için iş imkanları yaratabilirdi.

Bu fikir o dönem oldukça ses getirdi ve siyahi kesim için bir endüstrileşme süreci başladı. Bu süreç bir devrim niteliğindeydi ve bir bakıma umut da taşıyordu. Washington’ın fikirlerinden ilham alan pek çok siyahi, yapabilecekleri işler peşine düştü ve iş yapabilecekleri bir yol aradı.

Bununla birlikte, Du Bois, o dönem güçlü bir ekonomi temeli kurabilmek için komün bir ortamın/bölgenin kurulmasını önerdi ve buna uygun bir model sundu. 1898’de Du Bois, Farmville Virginia’yı örnek gösterdi Bu bölgede siyahiler bir köy oluşturmuş ve kaynaklarını bir havuzda toplayıp komün hayatını benimsemişti. Farmville’de siyahiler manav, market berber işletiyor ve kazançlarını havuzda toplayıp herkesin kazanmasını sağlıyordu.

20. yüzyıla gelindiğinde Afro-Amerikalıların ekonomik güç için girişimcilik ve ekonomik dayanışma fikri devam etti. Hatta üzerinde daha çok duruldu. Ekonominin bir topluluğun sürekliliğini ve gücünü devam ettirmenin en önemli yolu olduğu bilinci bu süreçte yerleşmişti. Nation of Islam, Malcolm X, Siyahi Panterler, Martin Luther King Jr, 20. yüzyılın önemli isimleriydi.

Grandmaster Flash

Bu mücadele hip hop’ta ve rap’te de kendine yer buldu. 1970’ler siyahilerin ekonomik durgunluk yaşadığı zor bir dönemdi. Siyahilerin yoğun olarak yaşadığı şehirlerde yıkımlar yaşandı ve buna paralel olarak polis şiddeti her geçen gün arttı. Siyahi orta sınıf sivil haklar mücadelesinin başladığı ve sürdüğü yıllarda bir gelişme yaşadı ama ekonomik durum olarak Amerikalılar’ın  yine de gerisindeydi. 70’lerin sonuna doğru, fabrikalar şehir dışına, banliyölere taşındı. Şehirlerde yaşayan siyahiler için bu değişim olumsuz sonuçlar yarattı ve şehirlerde yaşayan siyahiler işsizlik, yoksulluk gibi sorunlarla baş başa kaldı. Yoksulluk artınca sorunlar arttı ve sorunlar arttıkça polis şiddeti, dışlanma gibi sosyal ve psikolojik sorunlar kendini gösterdi. O dönem Afro-Amerikalılar, yaşadıkları bu travmayı rap müziğe sarılarak atlatmaya çalıştı ve rap müzik bir nevi “şifa” aracı haline geldi. Sorunlar, çaresizlik, kaybediş ve melankoli sözlerde kendine yer buldu. Bu nedenle rap müziğin ilk çıkış yıllarında sözlerde ekonomik sorunlar ve eşitsizlik kavramları baskındı.

Örneğin Gradmaster Flash, sözlerinde şunlara yer veriyordu:

“Her yerde kırılan camlar, umursamıyorlar gibi insanlar merdivenlerin üzerine pisliyor.

Kokuyu alamam, sesi/gürültüyü alamam,

Hareket edecek param yok, sanırım başka seçeneğimiz yok.

Öndeki odada fareler var, arka odada hamamböcekleri…”

Dar sokaklarda junkie’ler beyzbol sopalarıyla bekliyordu.

“Kaçmaya çalıştım ama uzağa kaçamadım.”

 

Dead Prez, KRS-One, The Coup, Hieroglyphic, Public Enemy ve Mos Def gibi rapper’lar kendi komünitelerine “vefalarını” ödemek ve ekonomik kurumlar oluşturmak için uğraştı, gündeme getirdi.

Dead Prez’in ekonomiye bakış açısı sosyolog Oliver Cox, Du Bois ve diğer sosyal teorisyenlerin fikirleriyle aynı doğrultudaydı.

Marksist ekonomi teorisinden ilham alan, beslenen ve etkilenen Dead Prez, kapitalizmi, yaşadıkları sorunların temelindeki en büyük problem ve açmaz olarak görüyordu ve kapitalizmin azınlıkta kalan etnik kökenlerin daha fazla sorunlar yaşamasına neden olduğunu düşünüyordu, nitekim öyleydi de. Siyahilerin tarihsel süreçte yaşadıkları sorunların temeli, coğrafyalarının sömürülmesi ve kaynaklarının ele geçirilmesinde yatıyordu.

Du Bois ile aynı düşüncede olan bir diğer kesim ise Kara Panterler ve destekçileriydi. Özellikle 60’ların politik ortamından etkilenen Kara Panterler, kapitalizm karşıtı özgürlük mücadelelerinde seslerini çıkarıyordu.

Kara Panterler’in üyesi, Tupac Shakur, kapitalizmin siyahilere neler getirdiğini, eşitsizliği nasıl yarattığını görüyordu. Aynı zamanda kapitalizmin mevcut durum içinde Afro-Ameriklalılar’ın geleceği için geliştirici yönünü de gözden kaçırmıyordu. Tupac’ın yakın dostu gazeteci  Talibah Mbonisi bir röportajında Tupac’ın kapitalizm eleştirilerinin yanı sıra bu sisteme de açıktan destek verdiğini belirtiyordu. Kendiliğinden oluşan bu ikilem siyahilerin yaşamında hep oldu ve Thug Life anlayışının temelinde de yer aldı.

Tupac Shakur

Tupac’ın hayat boyu mentorluğunu üstlenen Mutula Shakur ise bu ikilemi Tupac’ın seçtiği yaşam tarzı “thug life” bağlamında açıklıyordu: Tupac’ın bu yaşam tarzına ithafen 1994 yılında aynı adla çıkardığı albümde de bahsedilen anlayış, siyahi kesimin yaşamını devam ettirebilmek için zorunlu olarak bu “serserivari” hayatı seçtiklerini söylüyordu: “Uyuşturucu kaçakçılığı, şiddet ve isyan bu hayatın içindeydi çünkü insanların başka bir seçeneği yoktu”. Thug Life kapitalizmin doğasında bulunan bu ikilemin somut bir kanıtıydı: Hem bir eleştiri, isyan hem de çıkış için bu sistemde var olabilmek. Mutula’ya göre de Tupac’un kapitalist sistemi benimsemesi ve ayn zamanda bu sistem aracılığıyla kendi halkına yardım etme isteği kapitalist ekonominin yarattığı bir ikilemdi ve bu anlaşılabilir bir durumdu. Mutula yine de bu anlayışın bazı kuralları olmasını söylüyordu: mesela hamile kadınlara, çocuklara uyuşturucu satılmamalıydı. Tupac’ın görüşüne göre ise “Thug Life” anlayışı, “Siyahi Güç”ün çağdaş bir versiyonuydu.

Siyahi Özgürlük Hareketi ve sivil haklar mücadelesiyle beraber, ekonomik dayanışma, yoksullukla mücadele anlamında hip hop’un önemli bir stratejisini oluşturdu. Bu stratejiyi benimseyen ve girişimcilik ile işe başlayan isim Russell Simmons’tu. Simmons, 70’ler ve 80’lerde hip hop’un getireceği geliri fark etti ve bu gücü, Afro-Amerikalıları organize edebilmenin ve para kazanmanın bir  formülü olarak gördü. Simmons, Brooker T, Washington’un girişimci stratejisini destekleyerek bu stratejiyi politik anlamda kullandı. 80’lerin ortasında prodüksiyon şirketi, “Rush Production”u kurdu ve Def Jam Records’un ortağı oldu. Kurduğu bu şirket daha sonraları önemli hip hop sanatçılarına destek oldu ve albümlerini çıkardı. LL. Cool J., Public Enemy, Beastie Boys ve Jay Z gibi isimler Simmons’un prodüksiyonu ile çalıştı.

Black Enterprise”ın 1999 yılındaki aralık sayısında, siyahi zenginlerden, Master P ve Sean (P. Daddy) Combs, hip hop dünyasının önemli girişimcileri olarak sayıldı. Bu isimler hip hop dünyasının gelecek isimleri için bir idol oldu ve ekonomik olarak bağımsızlığın mümkün olabildiğini gösterdi. Makale aynı zamanda, ekonomik kazanımlar ve girişimlerle hip hop’çuların, hip hop’u bir araç olarak kullanıp siyahiler arasında güçlü bir siyahi sınıf yarattıklarını ve siyah komünitenin sosyal, politik ve ekonomik olarak geliştiklerini ve ilerlediklerini yazıyordu. Örneğin, 2004 seçimlerinde Simmons ve P. Diddy söylemleriyle pek çok siyahi gencin ilk defa oy kullanmasına olanak sağladı.

19.yüzyıl siyahi komünitenin ekonomik dayanışmanın bilincini kavradığı bir dönem oldu. Siyahi özgürlük hareketinin hala bir parçası olarak bugünün hip hop sanatçıları, geçmişten beslenerek, bugün ve gelecek için yeni fikirler yeni yollar arayışındalar. Siyahi komünitenin geçmişteki yaşamları ve problemleri göz önüne alındığında bugün ekonomik anlamda nisbeten iyi bir konumda oldukları söylenebilir.

 

Hip Hop 101 – I – Hip Hop ve Sivil Hak Mücadelesi

Hip Hop 101 – II – Hip Hop ve “Self-determination”

Hip Hop 101 – III – Hip Hop ve Bağımsız Eğitim Mücadelesi