ON AIR

ON AIR

26-May-2017

Geçen hafta doğum günü vesilesiyle andığımız Malcolm X’e bu hafta geniş bir yer ayıralım istedik. Malcolm X, tarihte ve özellikle siyahi mücadele tarihinde önemli bir yere sahip. Geniş kitleleri peşinden sürükleyebildiği gibi pek azımsanmayacak bir “düşman” kitlesinin de her daim hedefinde oldu ve hiç beklenmeyen bir günde bu kitleden genç bir adam tarafından hayatına son verildi. Oldukça trajik bir biçimde hayatına veda eden Malcolm X’in tartışmalarla örülü hayatı, düşünceleri ve mücadelesi tarihte önemli bir yerdedir. Bu nedenle Malcolm X’e ayrı bir yer açmazsak olmazdı.

Malcolm Little, 19 Mayıs 1925’te Nebraska’da doğdu. Annesi, 8 çocuğu idare etmeye çalışan bir evhanımıydı. Babası, Earl Little hem bir papaz hem de milliyetçi lider, Marcus Garvey’in sıkı bir savunucusuydu. Earl Little, O dönem politik vaazları nedeniyle sürekli ölüm tehditi alıyordu ve bu tehditler yüzünden aile, 4 kez farklı şehre taşınmak zorunda kaldı. Her ne kadar pek çok kez yer değiştirseler de 1929 yılında Lansing Michigan’da oturdukları ev ateşe verildi. Bazı kaynaklara göre evlerini Klu Klux Klan yakmıştı. Evlerinin kundaklanmasından sonra Earl’ün cesedi bir hafta sonra evlerine yakın bir yerde bulundu. Malcolm ve kardeşleri babalarının ölümünden sonra farklı yetimhanelere ve okullara gönderildi ve aile dağıldı. Malcolm bir rahibenin yanında eğitim gördü ve bu süreçte ufku oldukça açıldı. Dünya meselelerine, eşitsizliğe ve siyahilerin yaşadığı sorunlarla ilgilenmeye başladı.

Malcolm’ın İslam ve öğretileriyle tanışması okul yıllarında abisi Reginald aracılığı ile gelişti. Reginald, Nation of Islam birliğine yeni üye olmuştu ve kardeşlerinin de bu öğretilerle tanışmasını istiyordu. Malcolm abisinin etkisi ile İslam öğretileri ile yakından ilgilenmeye başladı. Nation of Islam’ın o dönemki lideri Elijah Muhammed ile tanıştı ve bu sayede Nation of Islam’a sıkı sıkıya bağlandı.

Elijah Muhammed, siyahilerin kendi yollarını çizmelerinin ve ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarının önündeki engel olarak “beyazları” görüyordu ve bir bakıma beyazlara karşı derin bir “nefret” duygusu besliyordu.

Malcolm’ın “Little” soyadını bırakarak “X” soyadını alması bu döneme denk geldi. Mücadele konusunda daha ateşli bir hal alan Malcolm, “X”i geçmişinin üzerine atılan bir çarpıdan çok, “ben eski Malcolm X değilim ve eski Malcolm’dan artık çok farklıyım,” demek için seçmişti. X aynı zamanda, Malcolm X için köle ticareti sırasında isimlerini kaybeden siyahileri temsil ediyordu.

Yıllar içinde, Malcolm  gerek zekası gerek artikülasyonu, gerekse liderlik vasfıyla birlik içinde öne çıktı ve birliğin sözcüsü olarak seçildi. Elijah Muhammed ise Malcolm’ı, Detroit, Michigan ve Harlem’de farklı öğretiler ve ibadet biçimleri kurmakla suçladı. Bu dönemde ikisi arasında bir sürtüşme başladı ve Malcolm’ın hayatının sonuna kadar bu sürtüşme devam etti. Malcolm X, İslam’ın öğretilerini dünya mücadeleleriyle birleştiriyor ve medyanın farklı araçlarını kullanarak bunları Amerika’nın dört bir yanına yayıyordu.

Malcolm X’in liderlik karizması ve hitabeti, onu bir anda medyada ön plana taşıdı ve her geçen gün taraftarlarının artmasına sebebiyet verdi. Onun aracılığıyla Nation of Islam’a üye olan pek çok genç siyahi oldu: 1952’de N.O.I’ın üye sayısı 500 iken, 1963 yılında bu sayı 30 bin kişiye ulaştı. O yıllarda medyadada sürekli görünür oldu ve 1959 yılında ABD’li gazeteci Mike Wallace ile “The Hate that Hate Produced,” adında TV programına başladı. Program, Nation Of Islam öğretilerini anlatıyor ve Malcolm’ı partinin en önemli lideri olarak gösteriyordu.

Malcolm’ın yükselişi, arka planda kalan Elijah Muhammed’i zamanla rahatsız etmeye başladı. Bu yükselişten sadece Muhammed rahatsız değildi; FBI da Malcolm için harekete geçti ve partinin binasına baskın yaparak konuşmaları kayıt altına alabilmek için her yere böcek yerleştirdi. 1963 yılı, Malcolm’ın hayatında bir dönüm noktası oldu. Malcolm X, annesi ve Elijah Muhammed arasında yasak bir ilişki olduğunu öğrendi ve bununla birlikte Elijah’ın parti içinden 6 kadınla daha ilişkisini ortaya çıkardı. Elijah’ın parti içinde yarattığı bu yozlaşma, Malcolm’ı, büyük bir sevgiyle bağlandığı bu kurumdan uzaklaştırdı ve psikolojik olarak olumsuz etkiledi.

Malcolm’un yaşadığı psikolojik sorunların üstüne, John F, Kennedy suikastı ardından söylediği bir yorum eleştirildi ve Malcolm bir anda eleştiri oklarının hedefi oldu. Bu yorumun ardından Muhammed, Malcolm’ın 90 gün boyunca konuşmaması gerektiğini söyledi ama Malcolm bu tavırdan rahatsızlık duyarak 1964’ün Mart ayında Nation of Islam’la olan tüm bağlarını kopardı. Aynı yıl, yaşadıklarını unutmak ve hayata “yeniden dönebilmek” adına Mekke’ye hacca gitti. Hac ziyareti, Malcolm’ın hayatını değiştirdi, yeni düşünceler benimsedi, farklı kültürleri farklı bir gözle tanımaya başladı ve daha demokrat bir tavır sergiledi. Beyazlara eskisi kadar önyargılı davranmıyor, artık sadece ırka dayalı bir eşitsizliği değil, her türlü eşitsizliğe karşı mesajlar veriyordu.

Bu süreçte Elijah ile arasındaki problem hala devam ediyor ve medyada artık bu problemleriyle de yer alıyordu. Bununla birlikte FBI’ın “suikaste kurban gidebilir,” listesindeydi. Bu süre boyunca pek çok ölüm tehdidi aldı. Nation of Islam geçmişi onu rahat bırakmıyor ve yeni üyeler Malcolm’a geçmişte yaşananlar sebepiyle kin besliyordu. Bu nedenle Malcolm koruma tutmak zorunda kaldı. 14 Şubat 1965’te Malcolm ve ailesinin New York’ta kaldığı evde bomba patladı. Aile ve Malcolm kurtuldu ama ölüm tehlikesi Malcolm’ın yakasını hiç bırakmadı. Bir hafta sonra Manhattan’da konuşma yapacağı merkezin sahnesinde genç bir adam tarafından kurşunlandı ve hayatını kaybetti. Bir kaç ay sonra Malcolm’ı öldüren kişinin Nation of Islam üyesi olduğu ortaya çıktı. Malcolm’ın 27 Şubat 1965 yılndaki cenazesine 15 bin kişi katıldı. Cenazenin ardından Malcolm’ın isteği üzerine bedeni yakıldı.

Malcolm’ın hayatı trajik bir biçimde sonlandı ve başını çektiği hareketin kurbanı oldu. Malcolm’ın ölümü 60’lar ve 70’lerde hem ABD siyasetinde hem de dünya siyaset arenasında geniş yer buldu. Eleştirenler kadar saygı duyanlar ve fikirlerine bağlı olanlar vardı. Malcolm’ın ölümü üzerine adına şarkılar bestelendi ve hayatı belgesellere ve filmlere konu oldu. Hip hop mücadelesinin politik ve teorik kanadında Malcolm önemli bir yer edindi.