ON AIR

ON AIR

20-Ara-2018

Bu yılın başında yayımladıkları “California is Cold” albümüyle hip hop sahnesine geri dönen B L S ve SENSE ikilisinin Shahmen projesi, çıktıkları uzun turnenin sonuna yaklaşırken 20 Aralık Perşembe akşamı rotasını Zorlu PSM’ye çevirdi. Amsterdam’dan ayrılıp Los Angeles’a yerleşen fakat şehrin renkli ve süslü ışıkları altında yolunu kaybeden B L S’in kendi söylemiyle “trajedi” ile sonuçlanan zaman dilimini yansıtan “California is Cold” albümü, hem sözleriyle hem de karanlık altyapılarıyla başlı başına bir tiyatro oyunu. İstanbul’da ilk kez performans sergileyecek Shahmen’den B L S ile konser öncesi iki kelam ettik.

TT: Spotify profilinizde en ön çok dinlendiğiniz yerlere baktığımız ilk üç şehir Türkiye’den. Bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz?

B L S: Dürüstçe söylemem gerekirse sayıları ve bu tarz verileri pek fazla önemsemiyorum.

TT: Son albümün “California is Cold”u bir filmin soundtrack’i olması gerekse tercihin ne olurdu?

B L S: Bunu daha önce düşünmüştüm. Cevabım 2012 yılında Derek Cianfrance yönetmenliğindeki Ryan Gosling, Bradley Cooper ve Eva Mendes’li “Babadan Oğula” filmi olurdu.

Shahmen-California is Cold

TT: “California is Cold” hayattan bir kesit sunan bir tiyatro oyunu gibi. Albümün arkasındaki hikaye hakkında neler söylemek istersin.

B L S: Soruna baktığımda aslında iletmek istediğim şeyin dinleyiciye ulaştığını anlayabiliyorum. Albümün hikayesi hakkında basitçe konuşmak gerekirse  “California is Cold”u kalp kırıklığı hakkında bir trajedi olduğunu ve tek başına hayata aşık olan bir kahramandan kesitler sunduğunu söyleyebilirim.

TT: Karanlık ve aydınlık tarafın neler söylüyor?

B L S: Sanırım ruhumun bana seslenişi tam olarak böyle. Her iki yanımdan da bir şeyler sözlerimle dışarıya çıkıyor.

TT: Son bir yıl içinde tüm dünyayı dolaştın. Turnenin başındaki Shahmen ile sonundaki arasında ne gibi farklılıklar var?

B L S: Tüm bu süreci hayranlarıma, onlarla konserlerde buluşmaya adadım. Turnenin sonunda yaklaşıyorum. Yeniden çalışmalara başlamak için birçok anı biriktirdim. Kısaca uçsuz bucaksız okyanusa dalmaya hazırım!

TT: Sosyal medyadaki fotoğrafların genellikle sokak sanatlarını içeriyor. Sokak sanatları sana ne ifade ediyor?

B L S: Bana, sanki aynı şekilde düşünen ve hayallerini parçalara ayıran bir dünyada gerçek olan başka insanların da olduğunu hatırlatıyor.

TT: Albümündeki “1985 Pt. 2 (Black Flowers)” şarkısına hazırladığın klip “Lost in Translation”ını hatırlatıyor. Hikayesi nedir bu klibin? Biraz bahseder misin?

B L S: Eğer Bill Murray, Los Angeles’ta yaşayan siyahi birisi olsaydı. Tüm hayatım “Lost in Translation” filmi ile oldukça benzer olurdu.

TT: Yılın son günlerindeyiz. 2019’daki planların nedir?

B L S: Eve dönüp birkaç ay köpeğim Bowie ile vakit geçireceğim. Yeni Shahmen albümü için söz yazım ve kayıt sürecini tamamlayacak. Sonra yeniden turneye çıkıp dünyanın farklı şehirlerinde konserler vermeye devam edeceğim. Ayrıca birkaç özel film fikrim var. 2019’da onları hayata geçirmek istiyorum.

Taner Turna (Flow Radyo)